Dijital Kitaplık Logo

Dijital Kitaplık

Kitap Alıntıları ve Dijital Kitaplık

📜

Halka Duyurulur

Yükleniyor...

⚜️

✨ Kar amacı gütmeyen bir ekip tarafından okur ve yazarlar için oluşturuldu.

🌟 Kitapların paradan daha değerli olduğu bir okur topluluğu. Ömür Boyu Ücretsiz ve Reklamsız!

Ücretsiz Kayıt Ol
Yağmur Dinince Sahilde Kalanlar… Az önce kitabın kapağ - Sarah Jio | Dijital Kitaplık
Sahildeki Kulübe

Sarah Jio

Sahildeki Kulübe

"Yağmur Dinince Sahilde Kalanlar…
Az önce kitabın kapağını kapattım. Ama hikâyeyi uzun bir süre kapatamayacağım.
Anne hâlâ Bora Bora’nın sahilinde, Westry hâlâ o kulübenin bir yerinde onu bekliyormuş gibi hissediyorum… Savaş bitmiş, yıllar geçmiş ama bazı aşklar zamanı dinlemiyor işte ahh ahhh. İnsan yaşlanıyor, dünya değişiyor; kalbin bir köşesi ise olduğu yerde kalıyormuş.
Sarah Jio’nun **Yağmur Sonrası** ve **Sahildeki Kulübe** kitaplarını karşılaştırmak için oturdum bilgisayarın başına. Sonra öğrendim ki karşılaştırmaya çalıştığım bu iki kitap aslında aynı hikâyeymiş. Kitabın özgün adı *The Bungalow*. Türkiye’de önce *Yağmur Sonrası*, daha sonra *Sahildeki Kulübe* adıyla yayımlanmış.
İtiraf edeyim, önce küçük bir şaşkınlık yaşadım. “Ben şimdi aynı kitabı iki farklı kitap sanıp yeniden mi okuyacaktım?” dedim. Sarah Jio’dan ters köşe bekliyordum ama yayınevinden geldi. Neyse ki aynı hikâyenin iki farklı adı üzerine düşünmek de bana başka bir kapı açtı.
Bazen bir kitabın adı, hikâyeyi okumadan önce kalbimime fısıldanan ilk cümledir bende.
**Sahildeki Kulübe** dediğimde gözümün önüne Anne ile Westry’nin dünyadan saklandıkları o küçük yer geliyor. Savaşın, görevlerin ve verilmiş sözlerin dışında kendilerine ait birkaç saat çalabildikleri kulübe… Bir yuva değil belki ama yuva olma ihtimali olan. Bir gelecek değil belki ama birlikte kurulmuş birkaç güzel hayal…
O kulübe yalnızca onların aşkına şahitlik etmedi ki. Bir cinayeti, bir ayrılığı ve yıllarca susacak bir sırrı da içine aldı. Bu yüzden *Sahildeki Kulübe* hikâyenin görünen yüzünü anlatıyor bana.
**Yağmur Sonrası** ise o isim başka türlü dokunuyor içime. Kitap yalnızca sahilde yaşanan bir aşkın hikâyesi değildi. İnsanın başından büyük bir fırtına geçtikten sonra içinde nelerin kaldığının hikâyesiydi. Yağmur dinmişti ama toprak hâlâ ıslaktı. Savaş bitmişti ama insanın içindeki savaş henüz bitmemişti. Yıllar geçmişti ama bazı ayrılıklar takvim yapraklarıyla eskitilememişti.
Anne, güvenli ve düzenli hayatını geride bırakıp arkadaşı Kitty ile gönüllü hemşire olarak Bora Bora’ya gidiyor. Üstelik nişanlı… Onu bekleyen bir hayat, verilmiş bir söz ve dönmesi gereken bir ev var. Fakat karşısına Westry çıkıyor.
Tam burada kendime şu soruyu sormadan edemedim:
((( İnsan, kendisi için doğru olanı yanlış zamanda bulursa ne yapar? )))
((( Kalbin doğru dediğine mi gider, yoksa daha önce verdiği sözün yanında mı kalır?Peki insan hiç sevmediği bir hayatı sürdürerek sadık, kendi kalbine ihanet ederek dürüst olabilir mi? )))
Anne’in yaptığı her seçimi onayladığımı söyleyemem. Zaten kitap boyunca bazen ona kızdım, bazen hak verdim, bazen de “Hayır Anne, bunu yapma!” diye içimden söylendim. Ama onu anlamadığımı da söyleyemem. Çünkü insan kalbi, dışarıdan bakıldığında kolayca yargılanıyor. İçine girince yollar birbirine karışıyor.
Westry ile yaşadığı aşk bana büyük sözlerden çok yarım kalmış cümleleri düşündürdü. Onların hikâyesinde en çok da “olabilirdi” kelimesi benim canımı çok yaktı.
Birlikte bir hayatları olabilirdi. O kulübe gerçek bir yuvaya dönüşebilirdi. Yılları yan yana geçirebilirlerdi.
Ama hayat bazen iki insanı birbirine kavuşturmak için değil, birbirlerinde eksik bir yer bırakmak için karşılaştırıyor sanki.
Kitabın geçtiği Bora Bora ise başlı başına bir tezat. Bir tarafta masmavi deniz, sıcak kumlar ve insanı dünyadan uzaklaştıran bir güzellik… Diğer tarafta savaş, yaralı askerler, ölüm ve korku. Sarah Jio, cennetin ortasında bile insanın kendi cehennemini taşıyabileceğini güzemli bir şekilde göstermiş. Kitap çok akıcıydı; merak duygusu beni diri tuttu. Aşkın yanına savaş, cinayet ve geçmişten gelen sırlar eklenince sayfalar kolayca ilerledi. Yine de bazı olaylar fazla tesadüfi, bazı çözümler de biraz hızlı geldi bana. Birkaç karakterin iç dünyasını daha uzun okumak isterdim. Özellikle Kitty’nin hikâyesinin arka planda kalması içimde küçük bir eksiklik bıraktı.
Fakat Sarah Jio’nun yaptığı şeyi inkâr edemem: Beni Anne’in pişmanlıklarının arasına oturttu ve “Sen onun yerinde olsaydın ne yapardın?” diye sordu. ( Mesela Kitty'i affedermiydim? ) Cevabımı hâlâ bilmiyorum. İki kitap arasında seçim yapmam gerekirse ben **Yağmur Sonrası** derim. *Sahildeki Kulübe* kitabın nerede geçtiğini anlatıyor; *Yağmur Sonrası* ise bende ne bıraktığını. Bide onu ilk okumamın verdiği heyecanda buna dahil denilebilir.
Hikâye bittiğinde aklımda kulübenin görüntüsünden çok, yağmurdan sonra geriye kalan o ağır koku vardı. Kaybedilmiş yılların, söylenememiş sözlerin ve geç kalmış bir aşkın kokusu…
Bazı aşklar mutlu sonla bitemiyor. Ayrıca bazı aşklar zaten bitmez.
İnsan yalnızca onların üstünü yıllarla örter ve yaşamaya devam eder. Sonra bir mektup, bir isim ya da eski bir hatıra çıkar gelir; bütün yılları usulca kenara çeker. Ve unutumuştum dediğin herşey ortaya çıkar.Altından hâlâ aynı kalp çıkar. Ne diyeyim güzeldi. Merak uyandırıcı idi. Aşktı....
Şuraya bendeki özet cümlesini de ekleyerek bitireyim.
***Bazı insanlar yağmur gibi girer hayatımıza. Giderken gökyüzü açılır belki ama içimizde bıraktıkları toprak kokusu hiç geçmez.***"

✍️ Kitap İncelemesi
Ayşe
Ayşe İlk 1000
@mumvegolgesi 30 Jul
11 beğeni
0 yorum
12 görüntülenme

Satır Arası Notlar

Yoruma kullanıcı eklemek için @kullaniciadi yazmanız yeterlidir.

💬 0 Yorum

Henüz bir yorum bırakılmamış

İlk yorumu sen yap!

Hoş Geldin, Okur!