Dijital Kitaplık Logo

Dijital Kitaplık

Kitap Alıntıları ve Dijital Kitaplık

📜

Halka Duyurulur

Yükleniyor...

⚜️

✨ Kar amacı gütmeyen bir ekip tarafından okur ve yazarlar için oluşturuldu.

🌟 Kitapların paradan daha değerli olduğu bir okur topluluğu. Ömür Boyu Ücretsiz ve Reklamsız!

Ücretsiz Kayıt Ol
Ölümün Gözyaşı Kolleksiyonu Ölümün ardından dökülen - Yusuf Tandoğan | Dijital Kitaplık
Beynim yorma beni

Yusuf Tandoğan

Beynim yorma beni

"Ölümün Gözyaşı Kolleksiyonu

Ölümün ardından dökülen gözyaşları dışarıdan bakıldığında tek bir acının ifadesi gibi görünür. Oysa insan ağlarken sadece kaybettiği kişiye yönelmez. Kendi geçmişine, eksiklerine, korkularına ve henüz yaşanmamış geleceğine doğru açılır. Bu yüzden birinin ardından ağlamak bir vedadan çok insanın kendi içine doğru yaptığı uzun bir yürüyüştür.

İlk anda gelen duygu çoğu zaman yalındır. Yokluk. Bir sesin artık duyulmayacak olması, bir kapının bir daha o kişi için açılmayacak olması. İnsan, varlığına alıştığı bir şey çekildiğinde dünyanın düzeninin bozulduğunu hisseder. Sabahattin Ali’nin sezdiği gibi, alışılan bir varlığın yokluğu sadece bir eksiklik değil, bedende hissedilen bir sızıya dönüşür.

Bu sızı uzun süre tek başına kalmaz. Ardından gecikmiş cümleler gelir. Söylenmemiş sözler, ertelenmiş yakınlıklar, fark edilmemiş kıymetler. İnsan burada ölene değil kendine döner. Keşke dediği her şey geçmişe yazılmış bir özürdür. Fyodor Dostoyevski’nin dünyasında olduğu gibi, insan bazen en çok sevdiğini zamanında söyleyemediği için ağlar.

Bir süre sonra kayıp daha sessiz bir yerden kendini gösterir. Yalnızlık. Giden kişiyle birlikte sadece bir insan değil bir düzen de ortadan kalkar. İnsan bir anda kime anlatacağını, kiminle paylaşacağını bilemez. Bu, çoğu zaman itiraf edilmeyen bir duygudur. Çünkü insan kaybettiği kişiye değil, onun yokluğunda kuramadığı hayata da ağladığını fark eder.

Zaman ilerledikçe gözyaşı daha derine iner ve yön değiştirir. Ölüm sadece bir kayıp değildir. Aynı zamanda bir hatırlatmadır. Bir başkasının gidişi insanın kendi sonuyla yüzleşmesidir. Tabuta bakarken aslında kendi sırasını görür. Bu yüzden bazı gözyaşları korkudan doğar. Bu korku bağırmaz. Sessizce yerleşir. Leo Tolstoy’un hissettirdiği gibi, bir ölüm bazen insanın kendi sonunun provasına dönüşür.

Bazen bu duyguların arasına öfke karışır. Özellikle zamansız gidişler insana bir haksızlık gibi gelir. Hayata, kadere ya da açıklanamayan bir düzene yönelen bir itirazdır bu. İnsan burada kabullenmez. İçinden sessizce karşı çıkar.

Nadiren daha karmaşık bir hal belirir. Çözülme. Uzun süren acıların ardından gelen ölüm sadece bir kayıp değildir. Aynı zamanda bir bitiştir. Bu gözyaşları hem vedayı hem hafiflemeyi taşır. İnsan ağlarken aynı anda yükünün azaldığını hisseder. Bu duygu çoğu zaman suçlulukla karışır. Çünkü insan rahatladığını kabul etmekte zorlanır.

Ama yas her zaman böyle açık ilerlemez. Bazen insan hiç ağlayamaz. İçinde bir şey sıkışır ama dışarı çıkmaz. Bu duygunun yokluğu değildir. Ağırlığıdır. Zihin anlamaya çalışırken kalp henüz kabul etmemiştir. Bazen de tam tersi olur. Günlerce hiçbir şey hissetmeyen insan bir gün sıradan bir anda çözülür. Bir şarkıda, bir sokakta, bir kokuda. Çünkü bazı kayıplar hemen değil, zamanla anlaşılır.

İnsan sadece birini kaybetmez. O kişinin yanında olan halini de kaybeder. Onunla konuşan, onun tarafından görülen, onunla anlam kazanan ben ortadan kalkar. Bu yüzden bazı gözyaşları bir başkasına değil, kaybolan bir kimliğe dökülür.

Günlük hayatın içindeki küçük anlar bu acıyı taşımaya devam eder. Bir şeyi anlatmak için telefona uzanıp durmak, bir alışkanlığı yarım bırakmak, bir cümleyi kuramamak. Bunlar büyük acılar değildir ama en uzun sürenlerdir. Çünkü yokluk en çok sıradan anlarda kendini hatırlatır.

Bütün bunların ötesinde insan bazen neye ağladığını bile bilmez. İçinde bir şey çözülür ama adı yoktur. Duygular birbirine karışır. Sevgi, korku, öfke, pişmanlık. Hepsi aynı yerden geçer. Bu yasın en dağınık ama en gerçek halidir.

Ve en sarsıcı olan şudur. İnsan bazen ölene değil hayatın kendisine ağlar. Her şeyin bu kadar kolay bitmesine, bu kadar geri dönülmez olmasına. Bu kadar mıydı sorusu en derin yerden gelir.

İnsan, ölenin ardından ağladığını sanır
Oysa her gözyaşı, kendi sonuna yazılmış sessiz bir nottur !.

Yusuf Tandoğan"

Yusuf Tandoğan
Yusuf Tandoğan İlk 1000
@edebiyat 30 Jul
8 beğeni
0 yorum
16 görüntülenme

Satır Arası Notlar

Yoruma kullanıcı eklemek için @kullaniciadi yazmanız yeterlidir.

💬 0 Yorum

Henüz bir yorum bırakılmamış

İlk yorumu sen yap!

Hoş Geldin, Okur!