Dijital Kitaplık Logo

Dijital Kitaplık

Kitap Alıntıları ve Dijital Kitaplık

📜

Halka Duyurulur

Yükleniyor...

⚜️

✨ Kar amacı gütmeyen bir ekip tarafından okur ve yazarlar için oluşturuldu.

🌟 Kitapların paradan daha değerli olduğu bir okur topluluğu. Ömür Boyu Ücretsiz ve Reklamsız!

Ücretsiz Kayıt Ol
Ağustosun Yarısı Yaz, Yarısı Kıştır... Ağustos, takv - Yusuf Tandoğan | Dijital Kitaplık
BEYNİM YORMA BENİ

Yusuf Tandoğan

BEYNİM YORMA BENİ

"Ağustosun Yarısı Yaz, Yarısı Kıştır...

Ağustos, takvimin en dürüst ayıdır.

Çünkü hiçbir şeyi gizlemez.

Olgunluğun, kendi içinde taşıdığı yıkımı...
Işığın, gölgeyi çoktan doğurduğunu...
Meyvenin, dala en ağır geldiği anın aslında kopuşun başlangıcı olduğunu...

Yaz, en çok Ağustos'ta yazdır.
Tam da bu yüzden, en çok burada tükenmeye başlar.

Çünkü doğa hiçbir şeyi ansızın bitirmez.

Çürüme, önce kokuyla değil, sessizlikle başlar.
Yaprak, düşmeden önce rengini kaybetmez, rengini derinleştirir.
Irmak, kurumadan önce sesini inceltir.
Gün, kısalmadan önce ışığını ağırlaştırır.

İnsan da böyle eksilir.

Önce zamanın içindeki ağırlığı değişir.
Sonra kelimelerin.

Bir ad, aynı ağızdan çıkar, başka bir yere varır.
Bir bakış, aynı gözlerden doğar, başka bir mevsime düşer.
Aynı masada oturulur.
Aynı ekmek bölünür.
Aynı sessizlik paylaşılır.

Ama hiçbir şey artık aynı değildir.

Çünkü mesafe, iki şehir arasında değil, iki anlam arasında büyür.

Ağustos bunu bilir.

Öğle vakti, gökyüzü hala yazı savunur.
Akşam olunca gölgeler, toprağın üzerine uzun cümleler bırakır.
Rüzgarın içinde henüz kış yoktur belki, ama yazın kendine duyduğu güven çekilmeye başlamıştır.

Her mevsim, kendinden vazgeçerek ötekine dönüşür.

İnsan ise bunu kayıp sanır.

Oysa hiçbir yaprak sonbahara düştüğü gün başlamaz.
Kış, ilk kar tanesiyle gelmez.
Gece, güneş battığında doğmaz.

Her son, uzun zamandır kendini hazırlamaktadır.

Ağustos, hazırlığın ayıdır.

Olgunluğun, kendi ağırlığını ilk kez taşıyamadığı yer.

Çünkü her meyve, dalından kopacağı gün için değil, ağırlaştığı gün büyümüştür.

İnsan da böyledir.

En büyük kırılışlar, en sağlam göründüğümüz zamanlarda olur.

Kimse dağın çöküşünü görmez.

Yalnızca taşların yuvarlandığını görür.

Oysa dağ, çok önce içinden çatlamaya başlamıştır.

Bazı vedalar da böyledir.

Gitmek, kapının kapanması değildir.

Bir sesin artık eski yankısını bulamamasıdır.

Bir ismin, çağrıldığında eskisi kadar uzaklardan dönmemesidir.

Bir gülüşün, yüzü aydınlatmadan yalnızca dudaklara uğramasıdır.

Sonra insan anlar

Hiçbir ayrılık bavulla başlamaz.

Önce mevsim değişir.

Sonra dil.

En son adres.

Belki de bu yüzden Ağustos, yazın en sıcak günü değildir.

Yazın, kendini ilk kez fani hissettiği gündür.

Güneş hala yakar.

Ama o ateşin içinde, kimsenin görmediği ince bir serinlik dolaşır.

Çünkü ışık, gölgesini en çok çoğaldığında doğurur.

Olgunluk, ölümün karşıtı değildir.

Onun en zarif biçimidir.

Dal, meyveyi terk etmez.

Meyve, ağırlığıyla daldan uzaklaşır.

Zaman da insanı böyle bırakır.

Bir gün ansızın değil...

Yavaş yavaş,

Kendine alıştırarak.

Belki bu yüzden insan ömrü uzun bir Ağustostur.

İlk yarısında güneşi kendine ait sanır.

İkinci yarısında, gölgenin de kendisine ait olduğunu öğrenir.

Ve en sonunda anlar

Takvim yalnızca günleri sayar.

Mevsimleri ise insanın içindeki sessizlik değiştirir !.

Yusuf Tandoğan"

Yusuf Tandoğan
Yusuf Tandoğan İlk 1000
@edebiyat 01 Aug
2 beğeni
0 yorum
14 görüntülenme

Satır Arası Notlar

Yoruma kullanıcı eklemek için @kullaniciadi yazmanız yeterlidir.

💬 0 Yorum

Henüz bir yorum bırakılmamış

İlk yorumu sen yap!

Hoş Geldin, Okur!