Otur, bir zamanların ünlü yargıcı,
Sen bile yargılayamazsın benim kadar Savunması nefret olan bir adamın kinini. Bir kefesinde altın vardı elindeki terazinin, Küfür ve balgam koyarım öbür kefeye,
Seni kendi kanınla dengelerim
Ve tırmandığın tozlu basamaklardan Kendi yargıçlarımı indiririm alana.
Çünkü sevgiyle karşılanan gözde silahı İhtilal öncesinin,
Birikmiş hınçları kesecektir artık.
Sen bile yargılayamazsın benim kadar Savunması nefret olan bir adamın kinini. Bir kefesinde altın vardı elindeki terazinin, Küfür ve balgam koyarım öbür kefeye,
Seni kendi kanınla dengelerim
Ve tırmandığın tozlu basamaklardan Kendi yargıçlarımı indiririm alana.
Çünkü sevgiyle karşılanan gözde silahı İhtilal öncesinin,
Birikmiş hınçları kesecektir artık.
Hatırlanacak çok hüzünler bulacaksın, Onların tohumunu havaya savurarak Uzun bir yolculuk yaratacaksın kendine, Her şeyin, hiçbir şeyin yolculuğu.
İşte o zaman an kendini,
Kıyılarda bile boğulan seni.
Bir saz kuşu olarak gezinen hayaletini, Çeliğinden kemik oyan gövdeni.
İçinde bir kaçakçı yaşar senin,
Kayıkla dolaşır göllerinde,
Beynine tabanca ve şiir satar,
O kaçakçının bakışını sakın unutma.
İşte o zaman an kendini,
Kıyılarda bile boğulan seni.
Bir saz kuşu olarak gezinen hayaletini, Çeliğinden kemik oyan gövdeni.
İçinde bir kaçakçı yaşar senin,
Kayıkla dolaşır göllerinde,
Beynine tabanca ve şiir satar,
O kaçakçının bakışını sakın unutma.
Bir kızakla taşıyoruz acılarımızı, Yamaçlardan hız kazanarak iniyoruz kendi içimize,
Kurt izleri arasında bir çılgınlığın yıkıntılarına rastlıyoruz.
Anmamak olmaz yazılmış güzel şiirleri, Bağışlayan edebiyatı,
Dorukları okyanus yapan yağmuru.
Kurt izleri arasında bir çılgınlığın yıkıntılarına rastlıyoruz.
Anmamak olmaz yazılmış güzel şiirleri, Bağışlayan edebiyatı,
Dorukları okyanus yapan yağmuru.
Şiir ölümün gölgesidir, yaşamanın örtüsü.
Çocuğun savunmasıdır şiir.
Çocuğun savunmasıdır şiir.
Şiir gümüşün simgesidir, çeliğin yapılışı.
Kurşunun çıkışıdır şiir.
Kurşunun çıkışıdır şiir.
Şiir gecenin kardeşidir, gündüzün annesi.
Yürekteki büyükbabadır şiir
Yürekteki büyükbabadır şiir
Kelimesini bulmuştum yolculuğumun:
Umutsuzluk
Umutsuzluk
Gökyüzü ayaklarımın ucundan başlıyor. Ağzımın kemiğinde dağınık bir şiir tadı. Gürgenler ve kayınlar avdan dönüyor. Sırtsız atmacalar çizerdim şimdi Bir kayığın yelkeni geçseydi elime; Unutmazdım, yelkenin bir köşesine Tabut başlı bir avcı yerleştirirdim.
İçime çektiğim hava değil, gökyüzüdür.
İçime çektiğim hava değil, gökyüzüdür.
Artık yüzün
Yaşlı bir adamın yaşlanmaya başlamış yüzü,
Uzun süredir yolcuların inmediği
Bir hanı andırıyor gözlerin.
Kanlı, akıtan bir sevgiyle örtmüştük yeraltını,
Durgun bir sevgiyle açacağız gökyüzünü, Senin yüzün
Durgun bir sevginin yıktığı gökyüzü.
Yaşlı bir adamın yaşlanmaya başlamış yüzü,
Uzun süredir yolcuların inmediği
Bir hanı andırıyor gözlerin.
Kanlı, akıtan bir sevgiyle örtmüştük yeraltını,
Durgun bir sevgiyle açacağız gökyüzünü, Senin yüzün
Durgun bir sevginin yıktığı gökyüzü.
Her yerde yazın bittiği söylenir,
Çürür çiçeklere yapışan kanlar;
Belki uzaktan iki atlı yaklaşır,
Belki yakından iki yaprak kalkar; Akşamın örtüsü derelerde yıkanır, Gökyüzünü görünce gecenin devi Çıkarıp şapkasından yıldızlar saçar, Cüceler bunu bilir, gürgenler bilir,
Aşkın uyumadığı her yerde söylenir.
Çürür çiçeklere yapışan kanlar;
Belki uzaktan iki atlı yaklaşır,
Belki yakından iki yaprak kalkar; Akşamın örtüsü derelerde yıkanır, Gökyüzünü görünce gecenin devi Çıkarıp şapkasından yıldızlar saçar, Cüceler bunu bilir, gürgenler bilir,
Aşkın uyumadığı her yerde söylenir.
Ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün, Ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün; Serinlik vurdun korulara, canlandı serçelerim; Sen mavi bir tilkiydin, binmiştin mavi ata, Ben belki dün ölmüştüm, belki de geçen hafta.
Sen bana çok güzeldin, senin ayakların da.
Sen bana çok güzeldin, senin ayakların da.
- Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci, Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten; Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci? Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
İyi nişan alırdı kendini asan zenci, Bira içmez ağlardı, babası değirmenci, Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
-Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
İyi nişan alırdı kendini asan zenci, Bira içmez ağlardı, babası değirmenci, Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
-Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
Ölürsem senin bildiğin bir suya at beni, Dolaşayım bütün denizlerini yüreğinin, Kaplayan sessizlik olsun aşkımın dikenlerini.
Bak, sana korkaklığımı veriyorum. Atına atla.
Savaşacaksın çünkü, korkaklığımı al,
Kapanacak hazinelerin her akşam ağladıkça,
Bir kadına hazırlanacaksın söğüt dallarında
ama unutma
Ustaca sevişir ölüm sen hançerini bilerken,
Açar kumaşını karanlıktan, ama unutma.
Savaşacaksın çünkü, korkaklığımı al,
Kapanacak hazinelerin her akşam ağladıkça,
Bir kadına hazırlanacaksın söğüt dallarında
ama unutma
Ustaca sevişir ölüm sen hançerini bilerken,
Açar kumaşını karanlıktan, ama unutma.
Artık kiremit damlı kırmızı ev. Bir ağaca asıyorum seni.
Artık kömürleşen kadın. Beyaz bir dünyaya gönderiyorum seni.
Ve siz yeşil şapkalı ey yuva perileri,
Konup başka bir evin başka bir bacasına
Fısıltıyla anlatın artık bizim hikâyemizi
Artık kömürleşen kadın. Beyaz bir dünyaya gönderiyorum seni.
Ve siz yeşil şapkalı ey yuva perileri,
Konup başka bir evin başka bir bacasına
Fısıltıyla anlatın artık bizim hikâyemizi
Hatırlamak en büyük düşmanıdır yalnızlığın, ucunda yaşamak var
Neden öldüğümü anlamayacaklar, doğururken de bilmediler bunu,
Minareler gösterdiler yalnız, hep elimden tuttular.
Üstelik üzüldüler benimle, oldukça ağladılar,
Kimbilir nerelerden düştüm, nerelerim kanadı, hiç anlamadılar
Minareler gösterdiler yalnız, hep elimden tuttular.
Üstelik üzüldüler benimle, oldukça ağladılar,
Kimbilir nerelerden düştüm, nerelerim kanadı, hiç anlamadılar
Ölümdü adı onu ilk gördüğümde, Sonraları da hiç değişmedi;
Kalesinden gösterdiler bir şehrin onu,
Onu gördüm ve ormanı gördüm uzakta,
Ne yapsam değişmeyecekti adı.
Kalesinden gösterdiler bir şehrin onu,
Onu gördüm ve ormanı gördüm uzakta,
Ne yapsam değişmeyecekti adı.
Ey benim yalnızlığım! Bu kadar eğilmeselerdi üstüne senin. Bu kadar anlatmasalardı seni. N'olurdu, yalnız ben yazsaydım bu yapraklara seni. Seni yalnız ben bilseydim. Beraber ölseydik seninle.