Ben buraya daha önce geldim. Hatırlıyorum, eminim.”
Ve o an evin eski ahşap kaplamalarından ince bir çıtırtı duyuldu. Sanki ev onu duymuş ve yanıt vermişti. Defne'nin tüyleri diken diken oldu. Sanki gölgelerde bir çift göz onu izliyordu.
Ve o an evin eski ahşap kaplamalarından ince bir çıtırtı duyuldu. Sanki ev onu duymuş ve yanıt vermişti. Defne'nin tüyleri diken diken oldu. Sanki gölgelerde bir çift göz onu izliyordu.
Defne eşyaları da alıp gitmişken arkasından bir gıcırtı sesi geldi. Dönüp baktığında kapı arkasından kapanmıştı. Hafifçe itti, açılmadı. Biraz daha sert denedi, yine sonuç yoktu. İçinden “Hurda şey.” deyip içeriye doğru ilerledi ama içini tarif edemediği bir huzursuzluk kaplamıştı.
Kapının üstünde bir şey fark etti. Büyük harflerle “Farklı Seçimler Odası” yazıyordu. Elini kapının tokmağına götürdü. Kapı açıldı. Kendini tekrar salonda buldu.
Daha ilginç olansa kitapların isimleriydi. Raflardaki kitaplara şöyle bir göz gezdirdi:
“Defne Sessizliği Seçti”
“Defne Onu Terk Etmedi”
“Defne Başvurdu ve Kazandı”
“Defne Onu Hiç Tanımadı”
“Defne Karanlığa Teslim Oldu”
“Defne”
“Defne”
“Defne”
“Defne Sessizliği Seçti”
“Defne Onu Terk Etmedi”
“Defne Başvurdu ve Kazandı”
“Defne Onu Hiç Tanımadı”
“Defne Karanlığa Teslim Oldu”
“Defne”
“Defne”
“Defne”
Yaşadığı hiçbir şey gerçeklik sınırları içerisinde değildi zaten. Kapılar, odalar, kendi olmayan kendileri... Her birinde başka bir yalnızlık vardı. İnsan bir aynaya ne kadar uzun bakarsa, bir süre sonra gördüğü şeyin kendisi mi yoksa hayaleti mi olduğunu ayırt edemez ya, işte öyle bir durumdaydı. Hangisinin kendisi olduğunu bulmaya çalışırken artık var olup olmadığından bile emin değildi.
Sessizlik bu evde zamanın üzerine serilmiş kalın bir örtü gibiydi. Artık ne zaman gece, ne zaman gündüz fark edemiyordu. Sık sık uyuya kalıyor, sonra aniden uyanıyordu. Ama ev değişiyordu. Bunu çok net görebiliyordu artık.
Saat aynı yerde, aynı anı gösteriyordu: 16.08.
O an belki de hep sürecekti. Çünkü zaman hatırlamakla ilgilenmezdi ve hatırlamak bazen bir zihnin içinde dönüp duran tek gerçeklikti.
O an belki de hep sürecekti. Çünkü zaman hatırlamakla ilgilenmezdi ve hatırlamak bazen bir zihnin içinde dönüp duran tek gerçeklikti.
“Keşkeler...” ile başlayan sesler cehennemin havasında yayılırken sıcak toprak hepsini içine çekiyordu. Her cümlede sanki alevi harlanıyor, daha da güçleniyordu.
Buraya kadar Defne'nin hikâyesini okudun. Bundan sonrası bir tercih meselesi.
Seçeceğin final;
gerçeğe mi inanacağını,
korkuyla mı yüzleşeceğini,
düş gücüne mi teslim olacağını
yoksa gerçeğin izini mi süreceğini belirleyecek.
Sayfayı çevirme.
Önce karar ver.
Seçeceğin final;
gerçeğe mi inanacağını,
korkuyla mı yüzleşeceğini,
düş gücüne mi teslim olacağını
yoksa gerçeğin izini mi süreceğini belirleyecek.
Sayfayı çevirme.
Önce karar ver.