Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti.
Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat dönekler, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlar.
Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri görmeyip gün boyu evde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?
Ateş dediğimiz güç nasıl ki odunla beslenirse akıl da bilgiyle beslenir.
“Bu sözler sana ait değil, olamazlar.
Birileri kulağına fısıldıyor olmalı.”
Sana izin veriyorum, git.
Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev.
Dünyadan ve onun binbir halinden korkma!
Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev.
Dünyadan ve onun binbir halinden korkma!
“Sen!…
Benim zihnimde bir düş, bir düşüncesin. Bana şu anda dokunuyorsun.
Ama ben sana dokunamıyorum.
Çünkü düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?”
Yazdığı aşk şiirlerini gece yarısına kadar fısıltıyla defalarca okudu.