Zaten onun belli başlı meziyetlerinden biri de, gizli kalmış kıymetleri bulup çıkarmasıdır.
bir yandan yarı ölü bir saati diriltmiş oluyor,
öbür yandan da bir insana yaşadığının şuurunu, zamanını hediye ediyordu.
öbür yandan da bir insana yaşadığının şuurunu, zamanını hediye ediyordu.
Maden, kendiliğinden ayar kabul etmez. İnsan da böyledir. Salah, iyilik, Hakk'ın bize lutufla bakışı sayesinde olur. Saat de böyledir.
Daha ilk elime aldığım gün zihni hayatım birkaç merhaleyi birden atladı. Niçin? Neden?
Ve nasıl? suallerinin hücumu içinde kaldım.
Ve nasıl? suallerinin hücumu içinde kaldım.
Bazen düşünürüm, ne kadar garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?
Radyo münasebetsiz bir icattır. Hiç olmazsa çalar saat bütün gün alabildiğine şarkı söylemez, cin yutmuş gibi dans havaları tepinmez, felaket yağmuru havadisleriyle üzerinize çullanmaz, ve sizinki susturulduğu zaman behemehal komşularınki başlamaz.
Halbuki güzel saatti. Kendi halinde, hiç kimsenin işine karışmadan, kervanını kaybetmiş bir mekkare gibi başıboş, dalgın dalgın bir yürüyüşü vardı. Hangi takvimle hareket eder, hangi senenin peşinde koşar, neleri beklemek için birdenbire günlerce durur, sonra ağır, tok, etrafı dolduran sesiyle hangi gizli ve mühim vak'ayı birdenbire ilan ederdi? Bunu hiç bilmezdik.
Hülasa hayatının gizli ve tek meselesi, faciası bu saat olmuştu.
Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır..