Kitaplar alıp götürmüştü onu. Geçip gitmiş zamanlara, özge dünyalara, Avrupalara, kongrelere, bildirilere... Sahaflar çarşısına... Tire'ye, Nevşehir'e, Tokat'a. Eski kütüphanelere...
Benim servetim, kitaplarım diyordu o.
Kitaplarım, yani hayatım.
Kitaplarım, yani hayatım.
Ben çoktan kapadım o defteri...
Lakin defter kapanmıyor... Mazi hiçbir vakit bizi büsbütün terketmiyor. En umulmadık yerde birden karşımıza çıkıyor.
Lakin defter kapanmıyor... Mazi hiçbir vakit bizi büsbütün terketmiyor. En umulmadık yerde birden karşımıza çıkıyor.