Bugün gördüğün Fransız, İngiliz, İtalyan ve Yunan bayrakları, ben Ankara'ya ilk geldiğimde istasyon binasında asılıydılar. Ağlama, bak, o bayrakların yerine bizim bayrağımızı asan adamı, bugün düşmanları bile nasıl saygıyla, sevgiyle teşyi ediyorlar. Ağlama, iftihar er!
Sadece Sitare değil, sokaktaki herhangi bir vatandaş da bilmiyordu aslında, 1937 yılının Nisan'ında başlayan ve ancak Eylül'de bastırılabilen Dersim Ayaklanması'nın ciddiyetini.
Oysa ne kadar çok ister, o yıl çıkarılan İş Kanunu'ndan, çiftçilere ucuz kredi olanaklarının sağlandığından, yoksul halka yönelik politikaların geliştirildiğinden söz etmeyi, karısına.
Biz ne zaman büyüdük, diye soruyor Sitare? Ne çabuk büyüdük! Bir anda mı, bir günde mi büyüdük?
Bir avuç genç serseri,yolda kimin kiminle yürüyeceğine, kimin kime aşık olacağına karar veriyordu. Hangi hakla? Kimden yüz bularak? Kimden emir alarak, bu kadar hain, aymaz, gözü dönmüş ve cüretkar olabiliyorlardı?