Arkadaş dediğin, bir alay hergeleden başka bir şey değildir!
...anıların dönüşü bulunmadığını, geçip giden hiçbir baharın yeniden ele geçirilemeyeceğini, aşkların en çılgınca ve en vazgeçilmez olanının ömrün sonundaki bir anlık gerçek olduğunu akıllarından çıkarmamalarını örgütlemeye başladı.
Ne bekliyorsun?" diye mırıldandı. "Zaman geçip gidiyor."
Ursula, "Evet öyle" dedi. "Ama çabuk da geçmiyor.
Ursula, "Evet öyle" dedi. "Ama çabuk da geçmiyor.
Bir dakikalık uzlaşma, ömür boyu arkadaşlıktan daha değerlidir.
Aşık olmak yetecekti. Ama bu denli basit bir şey kimsenin aklına ve yüreğine düşmüyordu.
Çünkü yalnızlık, anılarını ayıklamış yaşamın yüreğinde biriktirdiği özlem dolu süprüntüleri yakmış, geriye en acı anıları bırakarak onları arıtmış, büyütmüş, sonsuzlaştırmıştı. (S.248)
Kadının adı Pilar Ternera idi. Ailesi, onu ondördünde ırzına geçip yirmi ikisine kadar kullanan, ama kopuğun biri olduğu için evlenmeye yanaşmayan adamdan ayırmak için, Macondo'nun kuruluşuyla sonuçlanan sefere yanlarında sürüklemişlerdi. Adam, onun ardından dünyanın öbür ucuna gelmeye söz verdi, ama daha sonra, işlerini yoluna koyup öyle gelecekti. Kız, iskambillerde görünen, üç günde mi, üç ayda mı, üç yılda mı dese, karayolundan mı, deniz yolundan mı dese çıkıp geliverecek uzun, kısa, sarışın esmer her erkeği ona yora yora beklemekten usanmıştı artık
Jose Arcadio Buendia, buzu keşfettiği güne kadar, ayna duvarlı evleri gördüğü düşü bir türlü yorumlayamamıştı. Buzu görünce, düşün derin anlamını kavradığını sandı. Yakın bir gelecekte su gibi sıradan bir maddeden koca koca buz kalıpları üretip köyün yeni evlerini bunlarla yapabileceklerini düşündü
İnsanın oturduğu toprağın altında ölüleri yoksa, o adam o toprağın insanı değildir.