1936 yılının Ekim ayında o zamanki İngiltere Kralı VIII. Edward ile Madam Simpson, Türkiye'de Mustafa Kemal Atatürk'ün misafirleri olarak bulunuyorlardı. Atatürk ve misafirleri, Moda'da deniz yarışlarını gemiden seyrediyorlardı. Atatürk keyifli ve neşeliydi. İngiltere Kralı VIII. Edward, Madam Simpson ile yan yana oturuyordu. Bir ara Madam Simpson elindeki dürbün ile ayağa kalktı. Davetliler ve gazeteciler de kalktılar. Kral da Ata'yı selamlayarak Madam Simpson'ın arkasından kalkınca, Atatürk yanındakilere döndü ve şöyle dedi:
"Kralın Madam'a karşı zaafı (ilgisi) olduğunu görüyorum. Korkarım ki tahtını bu kadın yüzünden kaybedecek..."
İngiltere tahtına çıkmış olan VIII. Edward, bir süre sonra Madam Simpson ile evlenmek isteyince saray çevresindekiler ve hükümetin ileri gelenleri bu evliliğe karşı çıkmışlar ve engel olmuşlardır. Bunun üzerine VIII. Edward, İngiltere tahtından feragat ederek Madam Simpson ile evlenmiştir. Tahttan feragat etmesinin tek sebebi, Madam Simpson'ın asil olmayıp halktan biri olmasıydı. XX. yüzyılın en büyük aşkı olarak kitaplara ve filmlere konu olmuştur.
"Kralın Madam'a karşı zaafı (ilgisi) olduğunu görüyorum. Korkarım ki tahtını bu kadın yüzünden kaybedecek..."
İngiltere tahtına çıkmış olan VIII. Edward, bir süre sonra Madam Simpson ile evlenmek isteyince saray çevresindekiler ve hükümetin ileri gelenleri bu evliliğe karşı çıkmışlar ve engel olmuşlardır. Bunun üzerine VIII. Edward, İngiltere tahtından feragat ederek Madam Simpson ile evlenmiştir. Tahttan feragat etmesinin tek sebebi, Madam Simpson'ın asil olmayıp halktan biri olmasıydı. XX. yüzyılın en büyük aşkı olarak kitaplara ve filmlere konu olmuştur.
Çanakkale'nin en ilginç olaylarından bir tanesi, Conkbayırı'nın arkasına saldıracak düşmanın harekâtını iki ay öncesinden bildirmesidir. Buna göre plan bile hazırlayan Mustafa Kemal, Esat Paşa ve kurmay heyetini bu tezine inandıramamıştır. İki ay sonra oradan hücum eden düşmanı yine kendisi durdurmayı başarmıştır. Eğer durdurmasaydı savaş kaybedilirdi.
Bir muhakeme-i mantıki ile midir, yoksa sevk-i tabii ile midir bilmiyorum; kaçan efrada, "Düşmandan kaçılmaz!" dedim. "Cephanemiz kalmadı." dediler. "Cephaneniz yoksa süngünüz var." dedim.
Bazen hiç gitmediğiniz bir yere veya mekâna ilk defa gidersiniz. Oraya gittiğinizde içinizde şöyle bir duygu vardır: “Ben buraya daha önceden geldim.” İşte bu duyguyu yaşatan şey, sizin orayı daha önceden rüyanızda görmenizdir.
Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nda Yunanlıların savaş planlarını bu sayede biliyordu. Onları sanki dinleyebiliyordu. En önemli olay ise Sakarya Savaşı sırasında İsmet İnönü'nün, "Orduyu Ankara'ya geri çekelim ve elde kalan asker ve malzemeyi kurtaralım!" fikrine karşılık gönderdiği telgrafla, "Asker yerinden ayrılmasın!" emrini vermesidir. Bu kararın ardından beş saat sonra Yunanlılar Bursa önlerine geri çekilmişlerdir.
Aslında bu karar, Türkiye Cumhuriyeti'nin de temelini atmıştır. Eğer Türk ordusu Ankara'ya geri çekilmiş olsaydı, kısa sürede Ankara'yı da boşaltacaktı
Aslında bu karar, Türkiye Cumhuriyeti'nin de temelini atmıştır. Eğer Türk ordusu Ankara'ya geri çekilmiş olsaydı, kısa sürede Ankara'yı da boşaltacaktı
Ali Fuat Bey bir gün şunu anlattı:
"Atatürk ile ben Meclis'te dolaşıyorduk. Bir ara Atatürk, bir odada çalışan birine dikkatlice baktı. Bir an daldı, sonra bana döndü ve, 'Bu adam bir gün memleketin başına geçer, ama başını da kaybeder.' dedi. Ben bu sözlere bir anlam veremedim. Odada çalışan kişiye dikkatlice baktım; o kişi Adnan Menderes idi.
"Atatürk ile ben Meclis'te dolaşıyorduk. Bir ara Atatürk, bir odada çalışan birine dikkatlice baktı. Bir an daldı, sonra bana döndü ve, 'Bu adam bir gün memleketin başına geçer, ama başını da kaybeder.' dedi. Ben bu sözlere bir anlam veremedim. Odada çalışan kişiye dikkatlice baktım; o kişi Adnan Menderes idi.
Atatürk' ün parapsikolojik yeteneklerinin en yoğun olduğu zamanlar Selanik'te bulunduğu 1907 ve 1908 yıllarıdır. ll. Abdülhamit'in baskı rejiminin sürdüğü günlerde, Atatürk yapılan toplantılarda sık sık gelecek üzerine konuşuyor inkılaplarından, yeni bir Türk devletinden, yeni bir ordudan bahsediyordu .
Bir akşam sohbeti sırasında II. Murat, Hacı Bayram Veli'ye döner ve şu soruyu sorar: "İstanbul'u fethetmek niyetindeyim. Acaba kısmet olur mu hocam?" Hacı Bayram Veli şu yanıtı verir: "İstanbul'u fethetmek şu kundaktaki çocuğa, bir de yanımızdaki köseye nasip olacaktır" der. Kundaktaki çocuk Fatih Sultan Mehmet'tir. Köse dediği ise Akşemsettin'dir. Fethi gerçekleştiren Fatih'in yanındaki Veli, Akşemsettin olmuştur.
Winston Churchill ölmeden kısa bir süre önce şunları yazmıştı: "Daha önceki nesillerin rüyasını bile göremediği projeler, bizden sonraki nesillerin uğraşacağı işler olacaktır. Çeşitli kolaylıklar, eğlenceler, çalışmalar ve konfor onları bütün genişliğiyle etkileyecektir. Fakat maddenin ötesindeki şeyleri araştırma yoluna girmezlerse, kalpleri acıyla dolacak, hayatları bomboş olacaktır. Umutla ve güçle birlikte tehlikeler de gelecek; insan zihninin verimliliği, karakterinin kuvveti ya da düzenleme yeteneği bunların karşısında hiçbir şekilde ayakta duramaz olacaktır. Bir kez daha iyi ile kötü arasında seçim yapmak gerekecektir."
Churchill bugünleri görmedi, ama söylediklerinin büyük bölümünün gerçekleştiğini söyleyebiliriz.
Churchill bugünleri görmedi, ama söylediklerinin büyük bölümünün gerçekleştiğini söyleyebiliriz.