Tam anlamıyla insan gibi yaşayamıyorsak en azından tam anlamıyla hayvan gibi yaşamamak için elimizden geleni yapalım.
Tanrım, gözlerimizin görmemesi ne büyük bir eksiklik, görmek belli belirsiz birer gölge halinde bile olsa görebilmek, bir aynanın önünde durmak ve koyu, zor görülen bir lekeye bakıp, bu 'benim yüzüm' diyebilmek... Öteki ışıklı şeyler bana ait değil.
...onu iyileştirecek hiç ilaç yok yanımızda, dışarıdan yardım da gelmeyecek, bu koşullarda en küçük bir kaza bile felakete dönüşebilir. Muhtemelen onlar da bunu bekliyordur, yani hepimizin burada birer birer ölmemizi, böcek ölürse zehir de kalmaz.
Sakin olun dedi doktor, bir salgında suçlu aranmaz, herkes kurbandır.
Dikkatli bakmadıkça fark edilmeyen kusurlar, sadece söz edildiğinde gerçekte olduklarından daha kötü görünürdü göze.
...zayıflığımızı belli etmek istemediğimizde iyiyim deyip geçiştiririz ya öyle söylemişti, hatta ölecek durumda olsak bile iyiyim deriz. Kabaca buna yiğitliğe bok sürdürmemek denir. Olayları böyle mantıksızca tersine çevirmek yalnızca insan türüne özgüdür.
Herkes bilir ki, mükemmelliğe giden yol taşlıdır ve erdem de bu yolda her zaman engellerle karşılaşır.
Hatta körlerin içinde yaşadığı karanlığın sonuçta sadece ışığın yokluğu anlamına geldiğini, körlük dediğimiz şeyin, varlıkların ve nesnelerin görünüşünü örtmekle sınırlı kalıp, onların bu kara perdenin ardında el değmemiş halde bırakan bir şey olduğunu da düşünmüştü zaman zaman.
Herşeyin zamanı gelir, erkenden kalktık diye erkenden ölmek zorunda değilizdir.