Sabah; bir yeni dünya gibi geliyorsun;
Öylesine süslü, öylesine saadesin ki. Sen o kadar güzelsin ki sabah, O kadar güzelsin ki.
Öylesine süslü, öylesine saadesin ki. Sen o kadar güzelsin ki sabah, O kadar güzelsin ki.
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki
Yeni okula başlamışız
Yeni sevmişiz
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki
Yeni okula başlamışız
Yeni sevmişiz
Geleceğim, bekle dedi, gitti..
Ben beklemedim, o da gelmedi.
Ölüm gibi bir şey oldu..
Ama kimse ölmedi.
Ben beklemedim, o da gelmedi.
Ölüm gibi bir şey oldu..
Ama kimse ölmedi.
İyi geceler canım derdin. Gecenin iyiliğinden çok, canın olma düşüncesi yeşerir dururdu içimde. Ben yürümeye başlayınca denizlerin üstünde karalarda koşanlar durup bana baktılar.
Onu kırmış olmalı yaşamında birisi… Dinlendikçe, susması, düşündükçe susması… Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi…
Benim söylemek için çırpındığım gecelerde siz yoktunuz...
Hiç kimseyi rüyanda görecek kadar sevme... Çünkü; o zaman uyusan da geçmez.
Bir kelimeye bin anlam yüklediğim zaman sana sesleneceğim.
Herkes fazlasıyla sevmiş, ben eksikleriyle de sevdim oysa…
Sana gitme demeyeceğim, ama gitme Lavinia… Adını gizlemeyeceğim sen de bilme Lavinia…
Neyine bağlandım bu kadar, bana bakmayan gözlerine mi yoksa benim olmayan kalbine mi?
Sus be yüreğim! Ben de bilmiyorum özlediğimi. Sus da bilmesin özlendiğini.
Benimle ömür geçer mi ki dedim. "Senle geçirmeye ömür yeter mi?" dedi. İşte buna bir ömür yetti.
İnsanlar, insanların içerisinde, insana hasret yaşarlar.