İnsanlar kendilerini korkutan şeylere çok daha çabuk inaniyorlar.
Zaman içinde günler, geceler, aylar ve yıllar boyunca geriye doğru giden aslında sen kendinsin.
Çünkü nasıl gözleriniz görmeye, kulaklarınız duymaya yarıyorsa, insanın yüreği de zamanı algılamaya yarar. Kör biri için gökkuşağının renkleri ve sağır biri için kuş sesleri nasıl boşunaysa, yürekle algılanmayan zaman da öyle boşa gider, kaybolur. Ama ne yazık ki düzgün atmasını bildiği halde kör ve sağır olan nice yürekler vardır.
geçmiş demek geçip giden anlar demektir. Gelecek ise henüz gelmemiş olan anlar. Şimdiki zaman olmazsa ne geçmiş olur ne de gelecek.
Gece yarısı yatağında olması gerekirken çocukların ortalıkta dolaşmaları ne can sıkıcı bir şey,
Sen hayal etme yeteneği olmayan bir insansın, Beppo. Bütün yaşam bir hikâyedir ve biz de onun içindeyiz.
Beni unutmalısın! Tipkı ötekilerin unuttuğu gibi! Unutman gerek! Unut! Unut!
Ev sahibi kirayı artırdı. Eskisinin üçte bir fazlasını vermem gerek. Her şey pahalılaştı.
Annem ve babam beni çok severler. Vakitleri olmuyorsa ne yapsınlar. Bu iş böyle! Çok pahalı olduğu halde bána bu radyoyu bile aldılar. Bu, beni çok sevdiklerinin ispatı değil mi?"
Herkes susuyordu.
Sonra, bütün gün oyunbozanlık etmiş çocuk aniden ağlamaya başladı. Kendini tutmaya gayret ediyor ve kirli ellerinin tersiyle gözlerini ovuşturuyordu. Ama gözyaşları yanaklarından süzülüp pis yüzünde izler bırakıyordu.
Öteki çocuklar anlayışla ona bakıyor ya da gözlerini yere dikiyorlardı. Onu çok iyi anlıyorlardı. Hepsi de aynı duygu içindeydi. Kendilerini terk edilmiş hissediyorlardı.
Herkes susuyordu.
Sonra, bütün gün oyunbozanlık etmiş çocuk aniden ağlamaya başladı. Kendini tutmaya gayret ediyor ve kirli ellerinin tersiyle gözlerini ovuşturuyordu. Ama gözyaşları yanaklarından süzülüp pis yüzünde izler bırakıyordu.
Öteki çocuklar anlayışla ona bakıyor ya da gözlerini yere dikiyorlardı. Onu çok iyi anlıyorlardı. Hepsi de aynı duygu içindeydi. Kendilerini terk edilmiş hissediyorlardı.