Titanic filmi ile tanınan ancak tarihi çok eskilere dayanan Okyanus’un Kalbi ‘Mavi Elmas’ Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamit hana aitti. Yıllarca saklanan bu sır Nadin Sultanın yazdığı kitapta ifşa oldu. II. Abdülhamit hanın torunu olan Nadin Sultan tarihin karanlıklarında gizli kalmış pek çok sırrı gün yüzüne çıkardı.
Üzerine lanet okunan Mavi Elmas, bilinen yolculuğunda Hindistan’ da ki büyük Buda heykelinden Fransız gezgini Jean Tavernier’ e, kraliçe Marie Antoinette’ den İngiliz banker Hope’a, Rus prensi Kanitovsky’ den Yunan Simon Monkaricies’e oradan da II. Abdülhamit Han’a ulaştı ve hepsinin hayatında yıkımlardan başka bir şey bırakmadı. Peki, güzeller güzeli Mavi Elmas’ın Kara Elmas olduğu kadim yolculuğu… Orada neler oldu dersiniz?
Üzerine lanet okunan Mavi Elmas, bilinen yolculuğunda Hindistan’ da ki büyük Buda heykelinden Fransız gezgini Jean Tavernier’ e, kraliçe Marie Antoinette’ den İngiliz banker Hope’a, Rus prensi Kanitovsky’ den Yunan Simon Monkaricies’e oradan da II. Abdülhamit Han’a ulaştı ve hepsinin hayatında yıkımlardan başka bir şey bırakmadı. Peki, güzeller güzeli Mavi Elmas’ın Kara Elmas olduğu kadim yolculuğu… Orada neler oldu dersiniz?
Hüzün senin kılavuzum olsun bırak içindeki sızı serbest kalsın onu ötelemeye çalıştıkça Poseidon bile sana yardım edemez tatlım
Yıllar yılı elden ele dolaşan Okyanusun Kalbi elması ona sahip olan herkese felaket getirmişti Bu yüzden adı Kara elmas olarak anılmaya başlamıştı.
Mermer masanın üzerinde beyaz elbisesi ile ölü gibi yatan kadın kan kırmızısına boyanmıştı ancak gözlerinden akan yaşlar hala canlı olduğunu kanıtıydı.
Belki de hayatta ilk kez bıraktı kendini. Değil geleceği, bir saniye sonrasını bile düşünemiyordu artık.
"Seni seviyorum ay surat.
"Seni seviyorum ay surat.
Pandora'nın isyanı onların kibirlerini sarsmıştı ve içten içe eskiye dönmekten korkuyorlardı. Bu korku tanrıların zayıflıklarının temeli idi. Dünyaya yeniden karışmak, onları kendi hataları ile yüzleşmeye zorlayacaktı.
Okyanusun kalbi ya da bilinen adıyla mavi elmas tarihi boyunca gizem ve trajedilerle dolu bir yolculuk yaptı. Bilinen son durağı Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamit Han'ın hazinesiydi. Yıllarca saklanan bu sır Nadin Sultan'ın yazdığı kitapta ifşa oldu.
Peki güzeller güzeli Mavi Elmas'ın, Kara Elmas olduğu kadim yolculuğu... Orada neler oldu dersiniz.
Peki güzeller güzeli Mavi Elmas'ın, Kara Elmas olduğu kadim yolculuğu... Orada neler oldu dersiniz.
Bugün 17 yaş günüm. Annem, "Ağlamamayı öğreneceksin." demişti. Nedense ondan geriye bana kalan tek anı bu. Ve bugün ağlamaya en çok ihtiyaç duyduğum gün.
Yatağının tam karşısında devasa bir ayna duruyordu. Tabii aynadan ziyade duvara yapıştırılmış küçük bir göle benziyordu. Ayağa kalktı. Zorla sürüklediği bacakları yüzünden yavaşça aynaya doğru ilerledi. Kendi yansımasını bir su birikintisinde izliyor gibiydi. Parmağını uzattı ve dokunduğu anda ayna titremeye, minik halkalar oluşmaya başlayadı. Parmağı gerçekten ıslanmıştı.
Kandan gelenler sanki masal dinliyormuşçasına kendilerini kaptırdıkları ses kesildiğinde, kendilerine gelmeleri birkaç saniye sürdü. Aysuda kızlarla göz göze geldiğinde hepsi taş kesilmişti. O gece yine kabus gördü. Bu defa karanlıktan gelen ses sürekli aynı şeyi tekrarlıyordu.
" İnsan olmaktan uzak ama bir o kadar insan bırakıldılar.
" İnsan olmaktan uzak ama bir o kadar insan bırakıldılar.
Element kontrol derslerinde;
"Suyun akışını hisset." dedi annesi.
" Onun bir parçası ol. Kendini suyun ritimine bırak.
"Suyun akışını hisset." dedi annesi.
" Onun bir parçası ol. Kendini suyun ritimine bırak.
Gözlerini açtığında ayak uçlarında birinin dikildiğini gördü. Aniden dengesini kaybetti ve kafasının üzerine arka üstü düştü. Karşısında dikilen adam gülümseyerek elini uzattı.
"Gerçekten çok heyecanlı bir tipsin değil mi?"
Aysuda uzanan eli tuttu. Deniz bir hamlede onu çekerek ayağa kaldırdı.
"Gerçekten çok heyecanlı bir tipsin değil mi?"
Aysuda uzanan eli tuttu. Deniz bir hamlede onu çekerek ayağa kaldırdı.
Aysuda öne doğru eğildi ama motorun şekli yüzünden resmen Deniz'in sırtına yatmış gibi oldu. Beline sıkabildiği kadar sıkı sarıldı.
Yüz hatları oldukça gerilmiş, boynundan göğsüne uzanan damarlar kol kol olmuştu. Sırtını ve tek ayağını duvara yaslamış, yere bakıyordu. Yüzüne bile bakmadan;
"Biriyle öpüşeceksen ayık olmayı dene." dedi.
Aniden ayağa fırladı Aysuda ve tabii ki her şey tekrar dönmeye başladı.
"Ben inanki onu öpmek istemedim. Sadece hareket edemiyordum." Suç işlemiş çocuklar gibi başını öne eğdi.
"Biriyle öpüşeceksen ayık olmayı dene." dedi.
Aniden ayağa fırladı Aysuda ve tabii ki her şey tekrar dönmeye başladı.
"Ben inanki onu öpmek istemedim. Sadece hareket edemiyordum." Suç işlemiş çocuklar gibi başını öne eğdi.
Kıyıya baktığında şok oldu. Fark etmeden epey açılmıştı. Hepsi çok küçük görünmesine rağmen kükürtü andıran pis kokuyu oradan bile alıyordu. Olabildiğine koyu ama grimsi renkte, yuvarlak, ince kafalı bir yaratık Derin'in karşısındaydı. Soğuk suyun içinde olmasına rağmen alev gibi yanıyordu. Arada bir kafasını kaldırıp kıyıya bakarken bölük parça görüntüler görebiliyordu. Derin, ellerini birleştirmiş, avuç içlerini yaratığa uzattığı anda mavi, minik bir küre hızla yaratığın gövdesine saplandı. O küçük su kütlesi, öyle bir patlama yapmıştı ki mavi ışınlar her yeri kaplamıştı.
Deniz, Ay suratlı bu kızın gözlerinde geçmişe dalmıştı. Aysuda'nın da aslında ondan farkı yoktu. Gözleri Deniz'in gülümsemesine kenetlenmiş, öylece bakakalmıştı. Deniz istediğinde asık suratlı biri olabiliyordu. Ancak hafiften gülümsediğinde sağ tarafında beliren hilal şeklindeki gamzesi Aysuda için derin bir nefes gibiydi.
Masumiyet diye düşünüyordu Arya. Masumiyet hiç uğramadı ki insana. İnsan değil miydiki, Tanrılara baş kaldırmak adına yaratılan. Prometheus'un intikam planının küçük piyonları. Çekilen acılar boşunaydı. Yaratılan düzen dünyaları ve şu duygu kontrolü zırvalıkları... Mademki kaos çağından korunmak adına her bir insanoğlu kontrol ediliyordu, yıllardır süre gelen bu düzendeki düzensizlik neydi?
Aysuda partiye su mavisi tonlarında, yer yer gümüş detaylarla işlenmiş, A kesim, uzun bir elbise ile katılıyordu. e
Elbisenin kolları şifondan yapılmış, su dalgası gibi hafifçe akıyordu. Göğüs kısmında zarif taş işlemeleri, boynuna takı takmasına gerek bırakmayacak kadar dikkat çekiciydi. Sırt kısmı derin ama şık bir şekilde açık bırakılmıştı. Bu da elbiseye zarif bir hava katıyordu. Saçlarını yarım toplu şekilde bırakmış, dalgalar halinde omuzlarına dökülmesine izin vermişti. Saçlarının arasına serpiştirilmiş, küçük yıldız detaylı tokalar, ışık vurduğunda parlayan, su altındaki ışık oyunlarını anımsatıyorlardı.
Elbisenin kolları şifondan yapılmış, su dalgası gibi hafifçe akıyordu. Göğüs kısmında zarif taş işlemeleri, boynuna takı takmasına gerek bırakmayacak kadar dikkat çekiciydi. Sırt kısmı derin ama şık bir şekilde açık bırakılmıştı. Bu da elbiseye zarif bir hava katıyordu. Saçlarını yarım toplu şekilde bırakmış, dalgalar halinde omuzlarına dökülmesine izin vermişti. Saçlarının arasına serpiştirilmiş, küçük yıldız detaylı tokalar, ışık vurduğunda parlayan, su altındaki ışık oyunlarını anımsatıyorlardı.
Cemre, uçuk pembe tonlarında, yerlere kadar uzanan ve omuzlarını açıkta bırakan, sade ama zarif bir elbise giymişti. Elbisenin bel kısmındaki ince, altın işlemeler kıyafete şık bir ışıltı katıyordu.
İklim, zümrüt yeşili renginde, tıpkı kendisininki gibi A kesimi bir elbise tercih etmişti. Elbise göğüs kısmında dantel detaylarla süslenmiş, sırtı hafifçe açık bir tasarıma sahipti. Uzun, düz saçlarını serbest bırakmış, hafif dalgalı bir görünüm vermişti.