Arya'nın seçimi tam da beklendiği gibi ateş kırmızısı bir elbiseydi. Tek omuzlu, vücuda tam oturan ve yere kadar uzanan elbise, son derece çarpıcıydı. Elbisenin eteği yürümesini kolaylaştıran bir yırtmaçla hareketlendirilmişti. Saçlarını hafif dalgalı şekilde bırakmış ve bir tarafını tokayla tutturmuştu. Kıyafetini tamamlayan kırmızı bir ruj ve altın rengi topuklu ayakkabıları, görünümüne tam anlamıyla cesur ve cekici bir hava katıyordu.
Bu bir veda yemeği değil. En güzel gecemiz olmalı. Hadi, hayatı alt üst edelim. Şimdi sıra bizde kızlar."
Herkes ayağa kalkıp, kadehlerini uzattı.
"Değişime"
"Düzen'e"
"Güce"
"Yeni Ay'a
Herkes ayağa kalkıp, kadehlerini uzattı.
"Değişime"
"Düzen'e"
"Güce"
"Yeni Ay'a
Kızlar, taşları gördüklerinde hayretler içinde kalmışlardı. Düzen varlıklarının saç renkleri ile aynı olan, ancak serçe parmak büyüklüğünde, prizma şekilli taşlar havada süzülüyordu. Taşlar havalandı, havalandı ve yeni düzenleyicilerin kalplerine hızlıca saplandı. Yeni nesil düzenleyiciler şimdi ışıl ışıl bir yıldız gibi parlıyorlardı. Gözyaşları aniden durmuş, hepsi bir anda sunakların üzerinde ayağa kalkmışlardı. Eski düzenleyiciler ise çöl tozları gibi ufalanarak ortadan kayboldular.
Elleri, düzenleyicilerin felç geçirmiş gibi hareketsiz duran bedenlerinde gezinmeye başladığında hepsinin gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Düzenleyicilerin hiçbiri gözyaşlarını kontrol edemiyordu. Ardından elleri kalplerine doğru ilerledi. Yavaş ama kararlı hareketlerle eski düzenleyicilerin kalplerinden Düzen Taşları'nı çıkardılar.
On iki Ruhan'ın hepsi karşısındaydı. El ele tutuşmuş, aynı sözleri tekrarlıyorlardı:
"Kalbinde aşk taşıyan Felaket'i çağıracak. Taşlar kırıldığında düzen bozulacak."
Sanki onu duymuyorlardı.
"Kalbinde aşk taşıyan Felaket'i çağıracak. Taşlar kırıldığında düzen bozulacak."
Sanki onu duymuyorlardı.
On iki sütunun önünde Büyük Tanrılar sıralanmıştı. Aysuda büyülenmiş gibiydi; hiçbir tepki veremiyordu. Bu muhteşem yaratıklardan gözlerini ayırabildiğinde onu gördü.
Kırmızı kan damlaları, kızıla dönmüş saçlarından birer birer aşağı süzülüyordu. Mermer masanın üzerinde, beyaz elbisesiyle ölü gibi yatan kadın kan kırmızısına boyanmıştı. Ancak gözlerinden akan yaşlar hâlâ canlı olduğunun kanıtıydı. Kadın ses çıkaramıyor, kaderine boyun eğmiş görünüyordu.
Göğsünden bembeyaz bir ışık yükseldi. Işık çekildiğinde geride, havada süzülen ve hâlâ atmaya devam eden bir kalp kaldı.
Kırmızı kan damlaları, kızıla dönmüş saçlarından birer birer aşağı süzülüyordu. Mermer masanın üzerinde, beyaz elbisesiyle ölü gibi yatan kadın kan kırmızısına boyanmıştı. Ancak gözlerinden akan yaşlar hâlâ canlı olduğunun kanıtıydı. Kadın ses çıkaramıyor, kaderine boyun eğmiş görünüyordu.
Göğsünden bembeyaz bir ışık yükseldi. Işık çekildiğinde geride, havada süzülen ve hâlâ atmaya devam eden bir kalp kaldı.
Geminin pruvası, sanki hâlâ hedefine doğru ilerliyormuş gibi dimdik duruyordu. Üzerini kaplayan yosunlar, ışığın altında parlayan altın iplikler gibi titreşiyordu. Titanik'in pruvası eski ihtişamını hâlâ koruyordu.
Pruvanın ucunda, yosunlar ve deniz kabuklarıyla kaplanmış bronz bir figür vardı. Burası, buzdağının verdiği ölümcül hasarın izlerini taşıyordu. Paslanmış çelik, geçmişin trajedisinin yankıları gibi çatırdıyor; suyun hareketleriyle derin bir inilti yayıyordu.
Pruvanın ucunda, yosunlar ve deniz kabuklarıyla kaplanmış bronz bir figür vardı. Burası, buzdağının verdiği ölümcül hasarın izlerini taşıyordu. Paslanmış çelik, geçmişin trajedisinin yankıları gibi çatırdıyor; suyun hareketleriyle derin bir inilti yayıyordu.
Sayfalar ilerledikçe Pandora'nın tanrılara başkaldırışını anlatan detaylar ortaya çıktı. Pandora, tanrıların dünyayı bir deney alanı gibi kullandığını fark etmişti. İnsanlar, hayvanlar ve daha niceleri onların deneyleriydi.
Pandora'nın isyanı, tanrılar için bir utançtı. Çünkü onun yarattığı kaos, onların kurduğu düzeni tehdit ediyordu.
Pandora'nın isyanı, tanrılar için bir utançtı. Çünkü onun yarattığı kaos, onların kurduğu düzeni tehdit ediyordu.
Afrodit bir kehanet bırakmıştı:
"Taşları kalplerinde taşıyan düzenleyiciler ortaya çıkacak. Eğer biri hâlâ duygularını kaybetmemişse gerçek aşkı bulacak. Aşık olabilen uyanacak. Dördü birden ağladığında Pandora'nın ruhu ona geri dönecek.
"Taşları kalplerinde taşıyan düzenleyiciler ortaya çıkacak. Eğer biri hâlâ duygularını kaybetmemişse gerçek aşkı bulacak. Aşık olabilen uyanacak. Dördü birden ağladığında Pandora'nın ruhu ona geri dönecek.