İnsanları, ancak ileri görüşlü ve basiret sahibi olanlar yola getirebilir. Sürekli dalgalarla ka baran denizden ancak Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kurtarabilir ve onun hakiki mirasçıları.
Gözlerin bir adım öteyi görmüyor, körleri neyinle yola getirmek sevdasındasın?
Allah'ın yolunda gidenler dünyayı bir yana attılar, kısmetlerini alırken takva eli ile aldılar.
Allah'ỉm, duygularımızı kendi yolunda kullan! Kalpleri-mizi marifet nurunla doldur. Hayatımız boyunca yolunda kalmak için bizlere başarı ihsan eyle. Bizleri geçmişteki iyilerin arasına kat. Onlara verdiğini bize de nasip et. Onlara rızanı vermiştin, bize de ver. Âmin!
Kalp, şu beden kafesinde bir kuş gibidir ve bir şişe içinde saklı inciye benzer. Hazinede gizli, değerli bir eşya gibidir. Bakılacak olan şey, kafes değil, içindeki kuştur. İçindeki inciye bakılmalıdır, şişeye değil. Hazinedeki değerli eşya dururken, duvarına, kerpicine bakmak neye yarar?
Kalbin düzelmesi takva, tevekkül ve bütün işlerde ihlas sahibi olmakla mümkündür. Bozulması ise bunların yokluğu ile olur.
Kalplerinizi düzeltmeye çalışın. Çünkü onun düzelmesi bütün varlığın düzelmesi sayılır. Bu hususta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin şu hadis-i şerifini anlatmak yerinde olur:
"Dikkat edin! İnsanda bir et parçası vardır. O iyi olunca, bütün duygular güzelleşir. O. bozulursa bütün duygular iyiliğini kaybeder. İşte o et parçası kalptir.
"Dikkat edin! İnsanda bir et parçası vardır. O iyi olunca, bütün duygular güzelleşir. O. bozulursa bütün duygular iyiliğini kaybeder. İşte o et parçası kalptir.
Uyanmayı, ölüm anına bırakma, önceden uyanın.
Musibetler üzerine yağdığı hâlde bile daima Hakk'ın huzurunda ol.
dünya hayatının hiç var olmadığını, sanki ora da hiç yaşamadığını sanacaksın. Ahiret hayatı ise hiç bitmez
Allahʼı anman, kalbini O'na yaklaştırır. O'nun yakınlık evine girersin. O'na misafir olursun. Misafire ise ikram edilir. Hele bu misafir bir de hükümdarın misafiri olursa...
KENDİNDEN BAŞKASINI KÖTÜLEME
Ey evlat! Kendinden başkasını asla çirkin görme, kötü ilan etme. Ta ki, amellerin güzel olsun. Bir şeyi iyi ve güzel ilan etmek de, kötü ve çirkin ilan etmek de şeriatın işidir, akılların işi değildir.
Ey evlat! Kendinden başkasını asla çirkin görme, kötü ilan etme. Ta ki, amellerin güzel olsun. Bir şeyi iyi ve güzel ilan etmek de, kötü ve çirkin ilan etmek de şeriatın işidir, akılların işi değildir.
Sabaha çıktığın zaman nefsine akşamdan bahsetme; akşama çıktığın zaman da sabahtan söz etme. Zira sabahtan akşama, akşamdan da sabaha çıkıp çıkmayacağını bilmiyorsun.
Ölmeden önce öl. Hem kendinden geç, hem de onlardan. İşte o zaman dirilir, gerçek hayata kavuşursun.
Ölüm gelince seni her şeyden ayırır. Sana yakın olan her şey ölüm gelince seni terk eder.
Allah'a giden yolun başlangıcı hoşa gitmeyen şeylerle doludur. Cennetin etrafı hoşlanılmayan şeylerle doludur Cennetin çevresi böyle olunca Allah'ın yakınlığının çevresi nasıl olmaz?
Ey evlat! Eğer bela gelmeden önce Rabbinden korkar, O'nu zikreder, Oʼnu tevhid eder ve Oʼna yönelir durumda bulunursan, daha sonra bela kapısına düştüğünde Rabbin o belaya hitaben şöyle der:
"Ey ateş! İbrahim'e serin ve selametli ol."
"Ey ateş! İbrahim'e serin ve selametli ol."
Ey evlat! Uzun emellerini kısalt. Hırsını azalt.
Süfyan-1 Sevri hem çok yemek yiyen, hem de çok ibadet eden bir zattı.
Büyük zatlardan biri der ki: "Süfyan-ı Sevrinin yemek yiyişini görünce, çok yiyor diye kızardım; fakat namaz kılışını ve ağlayışını görünce ona gıpta eder, sevgi ve şefkatle bakardım."
Süfyan-1 Sevri'ye, çok yemek yiyişinde uyma, çok ibadet edişinde uy. Çünkü sen bir Süfyan-ı Sevrî değilsin, onun nefsine hâkim olması gibi sen nefsine hâkim olamazsın.
Büyük zatlardan biri der ki: "Süfyan-ı Sevrinin yemek yiyişini görünce, çok yiyor diye kızardım; fakat namaz kılışını ve ağlayışını görünce ona gıpta eder, sevgi ve şefkatle bakardım."
Süfyan-1 Sevri'ye, çok yemek yiyişinde uyma, çok ibadet edişinde uy. Çünkü sen bir Süfyan-ı Sevrî değilsin, onun nefsine hâkim olması gibi sen nefsine hâkim olamazsın.