Ey evlat! Gayretin yemek, İçmek ve evlenmek olmasın Bunların hepsini gönlünden çıkar. Gayen bunlar olmasın. Çünkü hepsi nefsin arzularıdır. Tabiatın gereği sayılır. İlâhî kuvvet, bunlarla seni bulamaz. Bunlara kapılırsan kalbin hakiki isteği nerede kalır? Onlar, Hakk'ı ararlar. Sana da iç âlemin isteği gerek. Bütün gayretin en çok lazım olana olmalı. En çok lazım olan ise Allah'tır. O'nu ara. Allah ve O'nun katında olan sana yeter.
Nefsin kötülüğünü düşünmeden başkasını kötülersen, sana yazıklar olsun derim.
Artık yaşadığımız şu zaman son demlerini geçirmektedir. Ortalığı yalan, nifak tohumları kapladı. İçi dışına uymayan kimselere yanaşmayın. Yalancı ve insanları doğru yoldan saptıran kişilerden uzak durun. Onların kılığı deccal kılığıdır, tipleri şeytana benzer. Bu özellikleri onların yalnız dış yönlerinde aramayın, içlerini biraz sezecek olur sanız, onların fenalığını hemen anlarsınız.
Halin nicedir, iyiliği başkasından gören çaresiz! Bir taraftan iyiliği Allah'tan başkasına mal edersin, beri yana döner, nimeti az bulursun! Size gerekmeyeni, yaramazı neden beklersiniz? Allah'ın verdiği kuvvet ve kudreti O'na isyanda harcamanıza sebep nedir?
Hani O'nun nimetlerine şükrünüz? Hâlbuki O'nun iyilikleri sizi sarmıştır. Nimetleri içinde dönüp duruyorsunuz.
Ey cemaat! Allah'ın nimetlerine şükredin. Sizde bulunan nimetleri O'ndan görün. Çünkü Yaradanımız buyurdu:
"Sizde bir nimet varsa, o Allah'tandır
"Sizde bir nimet varsa, o Allah'tandır
O büyükler, uykuyu yenmek için uyurlar. Nefse karşı çarpışmak için yerler. Zaruret olmadan konuşmazlar. Onların âdeti, susmaktır.
Ey O'nsuz şey arayan adam, başta aklını ara, sen aklın yitirmişsin. O'nun hazinesi dışında bir şey var mı? Şu ayet-i kerimeyi iyi dinle:
"Bize göre, saklı hiçbir şey yoktur. Her şey bize malûm-dur.
"Bize göre, saklı hiçbir şey yoktur. Her şey bize malûm-dur.
Varlığında beslenen halkı, Hakka eş tutmaktan sakın Allah'ı birle. Çünkü her şeyin yaratıcısı O'dur. Her ne varsa hepsi O'nun elindedir.
Mü'min, can kulağıyla şu İlâhî hitabı işitmiştir;
"Onlar yalnız Allah'a kullukla emrolunmuşlardır. Din yolunda temiz ve ihlas sahibi olarak..
"Onlar yalnız Allah'a kullukla emrolunmuşlardır. Din yolunda temiz ve ihlas sahibi olarak..
Aslında mü'min, nefis denen bir şeye hak vermez. Hakki tanınmayan ve bilinmeyen bir varlığa nasıl boyun eğilir ki? Hele kötülüğü herkesçe biliniyorsa...
Tehlikede olduğunu görüyorum, acıyorum. Allah'a kul olduğunu iddia ediyorsun, ibadet ederken de kalbinde başkasını saklıyorsun. Gerçek anlamda O'na kulluk etseydin, O'nda yok olurdun. O'nun varlığında erir, kaybolurdun.
Tam imana sahip olan kişi nefis şeytanına boyun eğmez, şehevî arzularına uymaz.
Tam imana sahip olan kişi nefis şeytanına boyun eğmez, şehevî arzularına uymaz.
Allahu Teâlâ bir kudsî hadiste şöyle buyurur:
"Ey insanoğlu, iyiliğim sana daima iniyor; ama senin de kötülüklerin bana geliyor. Bu nasıl oluyor?
"Ey insanoğlu, iyiliğim sana daima iniyor; ama senin de kötülüklerin bana geliyor. Bu nasıl oluyor?
Acırım sana. Sözün takvadan açılıyor, kalbin ise fitne çıkarmaya yönelmiş. Şükrü dilinden bıraktığın yok, ama kalbin sürekli itiraz hâlinde...
Kapı önünde tevhid, içeri girince de şirk; yakışır mı? Bu, münafıklik alâmetidir. İçi bozuk olmanın ta kendisidir.
Hakk'in işlerinden sana laf açmak düşmez. Sana gereken, O'nu sevmek ve O'ndan başka kimseden korkmamak, bütün işleri O'nun uğruna görmek... Bunlar kalple olur, dil gürültüsüne getirip söze boğmakla olmaz.