Dünyalık peşine koşmak yaramaz. Hırsla dünyaya sarılan, dinini incirle değiştirene benzer.
Dış gözün görmesi bir şey değildir. Görmeyişi de önem taşımaz. Asıl felaket kalp gözünün kör olmasıdır. Allah Teâlâ bir ayet-i kerimede şöyle buyurdu:
"Baş gözleri kör olmamıştı, lakin sinelerindeki can gözleri görmüyordu.
"Baş gözleri kör olmamıştı, lakin sinelerindeki can gözleri görmüyordu.
Geçmişteki büyükler de böyle demişler. Bir kimse iyiyi görmüyorsa, o iyi olamaz.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin buyurduğu gibi:
"En büyük bela, nasipte olmayanı aramaktır.
"En büyük bela, nasipte olmayanı aramaktır.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadislerinde şöyle buyurur:
"Mü'min, mü'minin aynasıdır.
"Mü'min, mü'minin aynasıdır.
Allah'ım, bize yakınlığını ver.
"Dünya ve ahirette güzellik ihsan buyur. Bizleri ateşe atmaktan sakla." Âmin!
"Dünya ve ahirette güzellik ihsan buyur. Bizleri ateşe atmaktan sakla." Âmin!
Allah'tan korkanlar bilgi sahibidir ve bildiklerini tatbik sahasına koyanlardır. Bilirler, bildikleri ile amel ederler. Ayrıca bilmeyenlere de öğretirler. Bunlar, yaptıkları için bir karşılık da istemezler; yalnız Allah'ı ve O'nun yakınlığını talep ederler. O'nun sevgisini isterler. O'ndan uzak kalmayı ve aralarına kara perdenin girmesini arzu etmezler.
İnsan, Allah'ı bildikçe korkar, bilmemişse neden korkar? Bunu bizlere anlatmak için, Allah Teâlâ şöyle ferman buyurdu:
"Allah'tan ancak, bilgi sahibi kulları korkar.
"Allah'tan ancak, bilgi sahibi kulları korkar.
Korkmayan bilgi sahibi değildir. Korkan, korktuğu şeyin âlimidir.
Eğer bir şeyden korkmuyorsan O'nu bilmiyorsun demektir. Korku ilmin ta kendisidir.
İmanlı kişi çalışır, kazanır, ama içten Allah ile olur. Zahirde kullarla, ev halkı ile olur, ama iç âlemi Rabbine dönmüştür. İç âlemi o kadar zengindir ki, bunu kimse bilemez. O da bu sırrını kimseye demez. Ne hanımı, ne çocukları, ne komşusu, ne de halktan biri bilir. Onun iç âleminin zenginliğini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin şu yüce kelamı bildirir:
"İşlerinizi gizli tutarak yürütmeye çalışınız.
"İşlerinizi gizli tutarak yürütmeye çalışınız.
Mü'min, kalbindeki hüznü, yüzünün şenliği ile örter. Bunu ancak mü'min yapar. İmanı kuvvetlendikçe, nefsine daha çok hâkim olur. İçinden çok düşünür, tefekkür âlemine dalar. Çok ağlar, az güler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bunu da anlatırken buyururlar ki:
"İman sahibi, Allahına kavuşuncaya kadar rahata eremez.
"İman sahibi, Allahına kavuşuncaya kadar rahata eremez.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyururlar:
"Mü'minin yüzünden sevinçli olduğu görünür, ama içi yanar.
"Mü'minin yüzünden sevinçli olduğu görünür, ama içi yanar.
Bâki, devamlı şeyi unutup fâni ve geçici işle olmak akılsızlıktan başka ne ile anlatılir?
Birinci derecede önem verilmesi gerekeni bırakıp, ikinci derecede olanı almak cahilliktir.
Yaradanı görmeden yaratılmışla uğraşan ne kadar cahildir, bilemezsin.
Hakk'ın katında olanla halkın elindeki bir tutulur mu?
İmanı bir yana atiyor, rızık istiyorsun. Rızkın artınca, artık imanın gerekli olmadığına giderek oturuyorsun. Her çeşit dünyalığa erince imandan yana bir şey beklemeden yatıyorsun. Bunlar iyi olur mu? Yani, sen de beğeniyor musun?