Umut… aklın sustuğu yerde bağıran son şeydir.
Onlar... İnsan değil... Onlar... Yeni... Gözleri, ölü bir balığın gözleri gibi donuk ve camsıydı.
"Gerçek özgürlük, görünmez olduğun an başlar. Algoritma seni tanımlayamıyorsa, henüz ölmemişsin demektir.
“Duygular, mantığın önünde bir engeldir. Ben engelleri kaldırmayı seçtim.”
Karanlığın dili yoktur; orada anlaşılmak için kelimelere değil, birbirine değen ortak yaralara ihtiyaç duyarsın.
Şu her şeyi yıkar sanırsın ama bazı günahlar o kadar ağırdır ki denizin dibinde bile paslanmadan seni boğmak için bekler.
Zamanı durdurmuşlar, diye fısıldadı. Ya da zamanı çarmağa gelmişler.
Ateşi taşımaya mı geldim, yoksa sönmeye mi, bilmiyorum.
İnsanı en çok korkutan şey yok olmak değil; bir kavanozun içinde, üzerine tarihi atılmış bir toz yığınına dönüşüp vitrine konmaktır.
Zamanı durdurmuşlar, diye fısıldadı. Ya da zamanı çarmağa gelmişler.
Kutsal olanı yakmak; bazen en büyük ibadettir; eğer o mabet, insanın kibrinden örülmüş bir mezbahaya dönüştüyse.
Kurtarıldığını sanırsın ama aslında Sadece bir sonraki deney için saklanan, henüz sırası gelmemiş bir kobaysındır.
Zaman durmaz, sadece bazıları için donar ve sen o buzun içinde yürüyen tek ateşsin. Dokunduğun her şeyi eritip yok edeceksin.
Kaosun hüküm sürdüğü bu evrende, mutlak sessizliğe ne gökyüzü ne de yeryüzü cevaz verir; sonuçta kusursuz bir suskunluk, sadece ölülerin imtiyazıdır.
Şeytanla pazarlık yaparken ruhunu satmazsın; sadece o ruhun zaten beş para etmediğini kabul edersin.
Kardeşini öldürdüğünde eline bulaşan sıcak sıvıyı sadece kandan ibaret sanırsın ama o kendi çocukluğunun pıhtılaşmış kederidir.
Vicdan dikiz aynasında belirmez; direksiyonun ta kendisidir. Nereye kırarsan kır, yolunu uçuruma çevirir.