Kutsal olanı yakmak; bazen en büyük ibadettir; eğer o mabet, insanın kibrinden örülmüş bir mezbahaya dönüştüyse.
Kusursuzluk, ölümün en steril halidir; bir yüzün pürüzsüz olması, onun arkasında bir ruh olduğu anlamına gelmez.
İnsanı en çok korkutan şey yok olmak değil; bir kavanozun içinde, üzerine tarihi atılmış bir toz yığınına dönüşüp vitrine konmaktır.
Şu her şeyi yıkar sanırsın ama bazı günahlar o kadar ağırdır ki denizin dibinde bile paslanmadan seni boğmak için bekler.
Karanlığın dili yoktur; orada anlaşılmak için kelimelere değil, birbirine değen ortak yaralara ihtiyaç duyarsın.
Hatırlamak, boş bir elbisenin içinde hayalet aramaktır.
Sessizlik, boşluk demek değildir; o, betonun altında ezilen milyonlarca çığlığın birikmiş basıncıdır ve kulaklarını tıkasan da kemiklerini titretir.
Arafta yürümek, tutunacak hiçbir şeyin, koruyacak hiçbir masumiyetin kalmadığını soğuk rüzgarda fark etmektir.
Evin, ihaneti ilk kez tattığı, o tatlı balın bile damağında zehir gibi kaldı o soğuk odadır, Leke!
Geçmiş sırtında bir kambur değil, namlıya sürülmüş bir mermidir. Ya onu ateşleyip yolunu açarsın ya da ağırlığı altında ezilirsin.
Geçmiş sırtında bir kambur değil, namlıya sürülmüş bir mermidir. Ya onu ateşleyip yolunu açarsın ya da ağırlığı altında ezilirsin.
Evin, ihaneti ilk kez tattığı, o tatlı balın bile damağında zehir gibi kaldı o soğuk odadır, Leke!
Arafta yürümek, tutunacak hiçbir şeyin, koruyacak hiçbir masumiyetin kalmadığını soğuk rüzgarda fark etmektir.
Sessizlik, boşluk demek değildir; o, betonun altında ezilen milyonlarca çığlığın birikmiş basıncıdır ve kulaklarını tıkasan da kemiklerini titretir.
İnsanlık, binlerce yıl boyunca doğayı kemirmiş, yemiş, bitirmişti; şimdi sıra doğadaydı...
Kusursuzluk, ölümün en steril halidir; bir yüzün pürüzsüz olması, onun arkasında bir ruh olduğu anlamına gelmez.