acımasız komutan emir verdi “ Benzin dökün”
Cafer ne kadar bağırsa da kendini yırtsa da nafile, Caferi’ çok sıkı tutuyorlardı.
Halkta derin bir sessizliğe bürünmüştü. Askerlerden biri aldığı emiri gerçekleştirdi. Yerde bir
istiklal güneşi gibi yatan Ömer Baba ve beraberinde yanı başında duran Kuran, bayrak ateşler
içinde kaldı.
Cafer sadece izliyordu ve de Elinden bağırmaktan ve Ağlamaktan başka bir şey gelmiyordu.
Dedesinin yüzü iyice kül olmadan son kez baktı.
Ne de güzel gitmişti ölüme gülerek. Ya yanlarındaki şanlı bayrak ve Kur'an-ı Kerim'e ne
demeli ? ikisi de ne muhteşem idi ama dokunmalarına bile izin verilmiyordu. Hatta
gördükleri yerde topluyorlardı. En çok da elinden başka bir şey gelmemesine, bu zulme şahit
olmalarına kızıyordu.
Çinli komutan tekrardan bağırdı.
“Bana bakın lan böcekler Bir daha böyle kahramanlık yapmaya Kalkan olursa hepinizi
yakarım ! lan sizi silip süpürmem bir saatimi almaz! Bir daha böyle şeyler yapmaya Kalkan
olursa hepinizi prangaya vururum! Akıllı olun.”
Ömer Babanın cesetiyle Kur'an da Bayrak da cayır cayır yanarken askerler ve komutan
halkın bu çaresiz üzgün hallerini izlemekten çok zevk alıyorlardı. Cafer öfkeyle yerinden
kalktı.
“savunmasız çaresiz insanlara böyle yapmak kolay. Azıcık erkekliğin varsa karşıma çıkar
benimle dövüşürsün!” diye haykırdı. Komutan Cafer'in Bu meydan okuması karşısında
öfkelense de gururlu ve egoist olduğu için gururuna yedirememişti.
Meydan okumasını kabul edip ona haddini bildireceğim diye düşünüyordu
“Kabul!”dedi.
Komutan belindeki silahı çözdü, yere bıraktı. Başını örten şapkayı da sol eliyle bir hamlede
çıkardı. Kendisine meydan okuyan Cafer'e küçümseyerek bakıyordu. Cafer de bu insafsız
komutanla dövüşmek için can atıyordu. İçindeki nefreti, kini, üzüntüsü her şeyi daha tazeydi.
Cafer daha fazla ağlayarak bu kansızları sevindirmeyeceğim diyordu kendi kendine. Onlar
üzerime geldikçe daha fazla kahkaha ile güleceğim diyordu. Kendi içinde kurduğu
mahkemesinde bir yol aradı hesap sormak için. Bir gün tüm bunların hesabını soracaktı. Bu
uğurda Ölmeye bile razıydı.
Komutan bir süre daha bekledi. “ Ne o böcek korktun mu yoksa ?”
Bunu duyan Cafer ;
“Senden korkan senin gibi olsun lan şerefsiz” Cafer’i bırakan askerler gerçekleşecek olan
dövüşü izliyorlardı. Halk da pür dikkat kesilmişti.
25 yaşında Civan gibi olan bu genç delikanlıyı Zalimlere nasıl kafa tuttuğunu hayretler içinde
izliyorlardı.
Bir Doğu Türkistan Destanı
Enes Saraç